Popüler Yayınlar

7 Nisan 2013 Pazar

Bok Böceği

Öncellikle yazımdan dolayı vereceğim geçici miğde bulantısı için özür dilerim ama umuyorum ki eğlenmeniz ağır basacaktır. 6 yaşındaydım yaşımı çok net hatırlıyorum çünkü her erkek çocuğu bekleyen sonun başlangıcı sünnetim o yaz yapılacaktı. Yine aynı seramoni ile banyo töreni açılmıştı. Normalde banyo yapmayı severim ama banyodan önce çıplak bir şekilde evde dolaşmayı daha fazla severdim. Heralde o zamanlar birinin bana kral çıplak demesini bekledim... ama demediler. Bende kral olana kadar bu alışkanlığı sürdürdüm. Şuan evden ve komşulardan gelen yoğun istek üzerine ara vermiş durumdayım. Neyse olay günümüze gelelim. Bizim ev 1. kattaydı bende balkona çıkmış dışarıyı seyrediyor sanki üstümde kışlık kaban varmış gibi rahat ediyordum. Uslanmayanın hakkı kötektir misali üst komşumuzun oğlu ki benden yaşça büyüktür aşağıya ip sarkıtıyor. Bende survivor azminde o ipi yakalamaya çalışıyordum. Olmadı birde tabure koydum altıma. Tabi ip beyaz kolay gözükmüyor. en sonra hatırladığım şimdi göyüysün ( ''r'' harfini 3. sınıfa kadar söylemek istemedim ) deyip bi hamle ile yakalamaya çalışmak tabure altımdan kaydı ve cuuuuup bizim binanın gider havzasına binanın önünde bulunan bu havza normalde sac ile kaplı fakat tıkanıklık olduğunda açıyorlardı allahtan ben açık olduğu ana denk geldim. ama korkacak birşey yok fizik okuyanlar bilir insan pisliğinin katısı ve sıvısı bir araya geldiğinde kaldırma kuvveti bir hayli artıyor hele benim gibi 20 kilolardaysanız sanki pamuk sermişler yere. Kokuyu soracak olursanız ilk başta aldım fakat daha sonra hiçbirşey hissetmedim. hemen ayağı kalktım. su omuzlarımın aşağısına geliyordu. Hadi babamı annemi anladım tüm mahalle nasıl haber aldıda başıma toplandı hala anlamıyorum. Babam omzumda daire 5'in dün akşam yediği kabuskası akarken beni hemen çıkardı. Saat satan zenciler gibiydim. Fazla sürmeden millet dağıldı. O zamanlar ben utanmıyım diye yaptılar sanıyordum fakat şimdi düşündüğümde kokunun etkisi ağır basıyor. Eve geldiğimizde ablamın ''baba çok pis kokuyo....'' cümlesine ''hayret bende seradan gül toplamaya gitmiştim oysaki'' demeyi isterdim fakat o sırada babam benim ölü derimle yetinmeyip lifle bütün deriyi çıkarmaya çalıştığı için acıdan cevap veremedim. O günden beride evde adım bok böceğidir. Hani derler ya böyle liderler, patronlar falan biz en dibi de gördük diye ben b.ka bile battım varın gerisini siz düşünün.

Farkı Bakış Açılarını Seven Arkadaşlar İçin Bok Belgeseli...



2 Nisan 2013 Salı

En Sevdiğim İki Dizi Sahnesi

Normalde anılarımı paylaşıyorum ama bugün ''Sizin Mutfak Kaça ?'' yazısına ek olarak iki tane video paylaşmak istedim. Türkiye'de en fazla beğendim iki sahne bunlar.

Birincisi Avrupa Yakası'nın yılbaşı özel programındaki Sezen Aksu - Ata Demirer şarkısı:


İkincisi normalde blogda fazla rastlamayacağınız biraz duygusal bir sahne diziyi izleyenler hatırlayacaklardır:,


KIKI

Sizin Mutfak Kaça ?



Her öğrenci kafa izni yapmıştır okul hayatında ama benimki biraz farklı oluyordu normal insanlar abi ben yarın okula gelmeyeceğim derken ben gelmeyeceğim gün kendi kendime sürpriz yapıyorum kalkıyorum hazırlanıyorum sonra durup Ahmet gitmiyosun okula bugün diyorum. Telaşa gerek yok ilaçlarımı zamanında aldım :) Yok ama cidden şuna emin olun bu şekilde içinizi öyle bir mutluluk kaplıyorki normal tatillerin rahat 5 katıdır. Yine böyle kafa izinlerinden bi günde hatta sonunda anlayacağınız üzere gitseydim benim, annemin ve komşularımız için hayat bambaşka olacağı halde ben okula gitmedim. Öğlen olacaklardan habersiz bir şekilde kahvaltı yapıyorduk annem bilseydi 3 saat sonra kendisini rezil edecek (o öyle tabir ediyor bence normaldi) kişiye ye oğlum ye aslanım kürdan gibi oldu bu çocuk kime çekti  anlamadım dermiydi. (aile ortalama kg: 76 ben: 50) Sonunda kapı çaldı ve alt kat komşularımız (taşındılar) geldi. Size şöyle tarif edeyim anne: 50 - 60 yaşlarında, kızı: 25-30 yaşlarında bir çiftti bunlar. Tabikide ergenliği acun ılıcalı istikrarında tavan yapmış sesi ise Türkiye Milli takımı gibi bir yarı finaller oynuyor bir turnuvaya katılamıyor bir haldeydim. Hal böyle olunca odamda mutlu mesut yaşıyorum. Onlar kaşınıyor ve beni çağırıyorlar. Muhabbet beni açmıyor  fakat teyzemizin ağzından insanın bütün delikleriyle dikkatini verdiği şu cümle dökülüyor: '' Çorluda 100.000 Liralık mutfak yaptırdık '' Boğazımdaki kısır mideyemi insem ağzamı çıksam ikilimini yaşarken onun fikrine saygı göstermeyip öksürüyorum. Dikkati kendime toplayıncada '' ya olur mu hiç ben çorluya gittim çorluda 50 binliralık ev bile yok :) '' diyorum bi de üstüne pis bir sırıtma o anda bizim ev Norveç Kış Olimpiyatları havasına bürünüyor. Ben konuşmaya devam ettikçe annemin kaşı ve gözü adeta Londra Senfoni Orkestrasını yönetiyor. Normalde annemin göz kaş dilini okuyabiliyorum fakat alt yazı seçeneği cazip geliyor. Ama yazanlarda hoş değil: ''Hele bunlar bi gitsin...'' Annem konu değiştirmeye çalıştıkça kadın savunuyor ben ise kendimi Yalan Rüzgarındaki iyi karakter rolüne bürüyordum. Sonunda kahve yapalım la devre arasına girdik. Zaten ikinci yarıyı hakem (annem) tatil etti. Kapıdan komşuları uğurladıktan sonra bakışı sanki ikinci devre aramızda oynanacak gibiydi. Ama annem önce bi duraksadı ondan sonra o da bana hak verdiki bastı kahkahayı ve '' Ben seninle napcam oğlum '' cümlesini bana çay doldururken söyleyiverdi. Sonuç: Gökten 3 elma düşmüş biri bana biri anneme biride Çorluya :D




KIKI

1 Nisan 2013 Pazartesi

Bizim Çekyatta 3 Çek

Başlıkta böyle iğrenç bir espri yapmak istemezdim ama aklıma bundan daha iyisi gelmedi ne yazsaydım 3 çekle ilk gece mi yazsaydım. Öyle yazarsam köyden aranıp sizin oğlan üniversiteye gitti çok değişti gibi damgalama yemekten tırstım :) Öyle veya böyle eve geldik. Karşıdan kartal'a gelince haliyle biraz yoruldular çünkü onların memlekette o yolla 5 şehir değiştiriyormuşsun. Kapıda Sivas'tan akrabalar gelmiş gibi sıcak bir kaynaşma oldu. Onlar benim öğrettiğim Türkçe kelimeleri bizim aileye söylemesiyle sıcak ortam tavan yaptı. Acıktığımızdan dolayı hemen yemeğe oturduk. Yemekleri sevdiklerine eminim zira annem döktürmüştü. Fakat tek problem Mira'nın eşinin vejeterjan olmasıydı. Fakat bu çok uzun sürmedi ikinci gün ''Baba iki mangal atak'' seviyesine ulaşmıştı. Yemekler yendi ve bu
saatten sonra benliğimi bir tarafa koyup yeminli tercüman gibi hizmet veriyordum evde. Fakat muhabbetin ardı arkası kesilmiyor. Bir ara babamın Mira'ya ''Prag çok gelişti belediyesi iyi çalışıyor.'' demesinden tırsmıştım. Annem ise kızı yanına almış ''bak böyle olmaz 10 yıldır birliktesiniz bu çocuk
sana niye nikah yapmıyor'' muhabbetine doğru ilerleyen bir konuşma geçiyordu. Tam bu dakikalarda evdeki havam 1500 ü bulmuş kendimi 58 dil birden konuşuyormuş gibi hissediyordum. Ben hav ar yu dediğimde annemin ''maşşşşşallaaaaaaah tü
tü tü'' sü bu hissiyatımı beşe katlıyordu. Tabikide arada tercümanlıkta sorunlar yaşıyordum ama bundan benden başka kimsenin haberi yoktu. Babamın ''kendi evleri gibi rahat etsinler'' cümlesini ''Pragtaki ev sizin mi yoksa kira mı'' diye çevirdiğim gibi... Günler aynı böyle samimiyette geçiyor eğlencenin tavan yaptığı anları yaşıyorduk çünkü ne bizde nede onlarda anlatacak şey bitiyordu. Bizimkilerinde kanı iyice ısınmıştı misafirlere. Hatta son gece hediyeler verildi normalde ne verilip alındığını burada yazmayacağım fakat annemin ikinci gün hediyelerinden birinin Çeyizlik Lif olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Son sabah Mira'nın eşi veda ederken göz yaşlarını tutamadı. Annemlerde duygu dolu konuşmadan sonra bizi yolcu ettiler bende belli bir yoldan sonra veda ettik. Ben yine bekleriz dedim onlar Bizde seni Çek Cumhuriyeti'ne dediler. Dönüşte kendi kendime düşünüyordum. Kendi başıma daha 19 yaşında Çek Cumhuriyetinden aradan 6 ay geçmesine rağmen hala sık sık görüştüğüm 3 arkadaşım olmuştu. Ve bende cidden sevmişti bu insanları. Kendimde 75 kuruşluk midyeyi 50 kuruşa almış olmanın verdiği mutluluğu ve hazzı buluyordum. Evet evde yoğun bir şekilde konuşulacak 1 aylık malzeme vardı. Eeee ben niye dışardaydım. Hızlandım ve muhabbeti ikinci turda yakaladım.


KIKI

31 Mart 2013 Pazar

CouchSurfing Misafirleri

Önceleri birini evimde konaklatma fikrine pek güven duymasam da Çek Cumhuriyet'inden konuştuğum Mira (Erkek :) adında biriyle muhabbeti baya ilerletmiştik hatta muhabbet birara ''çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdanmısınız'' geyiğine bile gelmişti. Ve büyük gün gelmişti Mira ve 2 arkadaşını (biri sevgilisi öbürü erkek arkadaşı) Taksim Meydanından alacaktım. Ama yol boyunca aklıma bin bir türlü şey geliyor. Asarlar mı, keserler mi, dolandıcı olur mu, içip sapıtırlar mı... hatta bi ara çek cumhuriyeti hollandaya yakın sakata gelmeyelim dediğim bile oldu. Aklıma bin bir türlü şey geldi deyincede o çoğumuzun bildiği meşhur karikatürü paylaşmadan yapamıyacağım :)


Neyseki cesaretimi toparlayıp meydana gittim. Kendimi çok zeki sandığım için edebiyattaki yorum sorularına yuvarlak cevap verip puan bekleyen öğrenci sinsiliğinde yarım saat erken gittim ama karşılanan ben oldum. Yazının devamını bütün korkularım geçti diye sürdürmek isterdim fakat tırsmam ikiye katlandı. Sebebini uzun uzun yazmaktansa Mira'nın resmini yayınlamak en mantıklısı....


Ufak çaplı bir tanışmadan sonra istiklalde bir tur atıldı ve muhabbet başladı. Mira nin erkek arkadaşı Tomas la bir muhabbete girdik fakat çıkamıyoruz ikimizinde ingilizcesini yıllardır intermediate diye yutturduklarını o gün anlıyoruz. Aslında onun söylediklerini ben anlıyorum ama anlamak istemiyorum çünkü gözümüzde avrupalı diye büyütülen adamların bana en güzel Türk Kahvesini nerde içeriz sorusunu sormasını beklerken karşıma geçmiş 15 liraya çakma konversi nerden cebellezi ederim diye soruyor. Tabikide büyük bir uğraş sonucu '' kapalıçarşı is the best place for your purpose '' cümlesini sivas aksanı ile aktarıyorum. anlıyor... yada anlamış gibi yapıyor.Yolda giderken tabikide herşeyi soruyorlar. Kendime öyle bir misyon yüklemişimki sanırsın Türkiye'nin turizm patlamasını içimde yaşıyorum. Hal böyle olunca Cem Yılmaz'ında dediği gibi ''bilmiyorum'' kelimesi hemen siliniyor beyinden. Ne sorsalar bir cevabım var ( dikkatinizi çekerim cevabım var diyorum doğru cevabım değil.) buna en belirgin örnek beşiktaşı bilenler meydandaki cam giydirmeli anıtı hatırlayacaklardır. Ama o anıtın adının Glass Tower ( Cam Kule ) olduğunu kabul edin çoğunuz bilmiyordunuz. Bende uydurana kadar bilmiyordum. Hergün önünden geçtiğim Cumhuriyet Anıtımız o an için aklıma gelmedi bende camdan çağrışım yaparak ve aşırı geniş olan vocabulary bilgimden Glass Tower dedim. Ve en ufak bir utanma hissetmeden pişkin pişkin Beşiktaşta cam sanatı çok önemlidir diyede ekledim ama bunu yaparken etrafı kolaçan ediyor ingilizce bilip kulak misafiri olan birinden azar işiteceğimden korkuyordum. Konuyu dağıtıp tüm tarihi yarım adayı, ortaköyü, beşiktaşı falan gezdik Ve eve dönüş vakti gelmişti. Evde olanları anlatmadan önce yolda atiyenin yeni albümünden bir şarkı bir dükkanda çalıyordu. daha doğrusu çalıyormuş çünkü benim dikkatimi çekmedi (zaten oksde de bu yüzden kaybettim) Mira'nın sevgilisi (karısı... işler biraz karışık) beni uyararak şarkıya dikkat vermemi sağladı. Bildikleri tek kelime olan benim adımı duyunca kimse bu kadar heycanlanmamıştır heralde... Şarkıyıda bilmeyenler için burda paylaşıyorum.

KIKI




30 Mart 2013 Cumartesi

S x (ÖS + ÖY + YG + LY)

Evet 10. sınıfı bitirmiş her Türk genci gibi bende dershane aramaya başladım. Koordinatlar belli olduğu için Maltepe sınırlarındaki dershanelere gidildi. Tüm dershane müdürlerinin kopyala yapıştır yaptıkları geyikler dinlendi ama bir tanesinin üstünden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen unutamıyorum çünkü bu hocamız bakmış bu müdürler hep sallıyor benim neyim eksik deyip... keşke demeseymiş çünkü işin b.kunu çıkarmış. Size sözlerinden bir örnek vereyim: Bizim amacımız öğrencinin ygs de bir soruyu en fazla 6 saniyede çözmesini sağlamak. (bu hesapla sınav 16 dakikada bitiyor) 6 saniyelik sessizlikten sonra müdür ne içersiniz sorusuyla konuyu değiştiriyordu. Adamın ne içtiği aşikardı orada daha fazla durmanın gereksiz olduğuna ben ve babam hemfikirdik. ve sonunda okula yakınlık, maddi, (manevi yazasım geldi) , sekreterin güzelliği... gibi olgular bir araya gelince Birey Dershanesine yazıldık. Ama iyikide yazılmışım klasik bana çok iyi arkadaşlıklar kazandırdı demiyeceğim çünkü diyenlerin birbirini görünce kaldırım değiştirdiği, hasbelkader bir araya gelince Kango Cumhuriyeti'nin dış ilişkilerinden konuşduğunu çok gördüm. Bizimkisi daha bir sınıf çevresiydi.  Çünkü aynı sınıfla iki sene geçirince haliyle çok samimileşiyorsunuz. Birde ben şuna inanırım eğer birini ygs lys öncesi tanıyıp arkadaş olup sevebildiyseniz ömür boyu görüşebilirsiniz çünkü insani vasıflardan çıktıgı o gunlerde siz onu sivilceli (ergenliğinde etkisi var) saç baş dağalmış, Günlük olan  banyo sıklığının sınav öncesine düşmüş haliylede sevebildiniz. Bizim ortamımız normal dershane çekişmelerinden uzaktı. uzaktı derken çekişme yok zannetmeyin millet diğer yerlerde içinden içinden savaşırken biz ortaya para koyuyorduk. evet ciddi ciddi para koyuyorduk. Belli test sınırının altında kalırsan 20 - 50 tl arası verdiğin  bile oluyordu tabi bunlar daha sonra sana yol, su, iskender olarak geri dönüyordu. Kısacası bu yazıyı okuduğunuzda eğer dershane sayfasını kapattıysanız arkadaşlarınızı gözden geçirin iyi yeri kazananlara kardeşim nasılsın diye mesaj atın,  yok daha başlamadıysanız ise ya hiç bulaşmayın yada eğlenmesini bilin. Ne demiş ünlü seyyah, makarna yiyorsan zevk almasına bakacaksın....

KIKI

29 Mart 2013 Cuma

CouchSurfing'le Tanısma


Eğer üniversiteye geçtiyseniz ve hazırlık okuyorsanız ''İngilizce konuşma pratiği yapamıyorum'' yalanı arkasına saklanarak yeni maceralara atılmak için hemen girişimlerde bulunmuşsunuzdur. Ki bende bulundum. Yine böyle bir arayış içindeyken şuan olarak tam aklıma gelmiyor ama ya bir arkadaşımdan yada bir internet sitesinden CouchSurfing'i duydum. (Bilmiyenler için couchsurfing'in olayı sitede geniş bir aile ortamı kurarak gittiğiniz yabancı şehirde sizi gezdirebilecek yada konaklatabilecek arkadaşlar bulmanızı sağlamak. )  Hemen ufak çaplı bir araştırmadan sonra siteye üye olundu ve profil hazırlanmaya başlandı. Bir kaç gün sonra baktım ne arayan var ne soran dedim Ahmet böyle olmayacak kendimi Karaköy'de bir taksiciye abi burdan Kartal'a çok yazar mı diye soracak kadar yabancı ve yalnız hissediyordum. Bu hissiyatı annemin terliğindeki hızdan aldığım feyz ile kaybederek hemen kendimi tanıtan bir yazı hazırladım başladım istanbula gelmeye hazırlanan üyelere yollamaya...
Yazım;
I am 20 and from Istanbul, Turkey. I am studying in Istanbul Technical University. I will be Civil Engineer. My department in university's language is English so I want to improve my english. And ı want to go abroad as travel for example; Erasmus, interrail, interfly but ı shy it because my english level is intermediate and ı dont have enough english practice. If my english's level isnt a problem for you. ı want to talk and maybe meet you and help you for your travel.

I look forward your answer!

You can add me on whatsapp my number +905313029558 my facebook account: http://www.facebook.com/ahmetsahin058

Ve sadece 2 saat geçmeden mesaj kutumun yanındaki simgede çift hanelerleki sayıyı görünce eski pantolunumun cebinden bir lira çıkmış kadar sevindim. Hemen cevaplar atılıyor sohbetler ediliyordu. Belli kalıpları öğrenmeye başladım başlarda sık kullanılanlara aldığım google çeviriyi artık kullanılmış bir mendil gibi bırakmıştım. Yazma becerisinde size yararının olacağına garanti verebilirim. Tabi okulda da eğer kuulluğunuzla karizma yapamıyor hele starbaksta oturup kahvenin yanına (marka gözükecek) malborayla ayfonu üst üste koyamıyorsanız couchsurfingden edindiğiniz arkadaşlarınızla whatsapptan mesajlaşma sizi kurtacak şey olacaktır. Daha sonra muhabbet ilerleyince buraya gelenler oldu fakat başlarda biraz utanma biraz tırsmayla karışık bahaneler uydurarak couchsurferları ektim. ( - points yazıldı haneme bu yalanlardan dolayı allahtan önümüz ramazan dengeleyecek şansım olacaktı :) Fakat fazla değil iki ay sonra Mira adında bir kişiyle konuşulacak, Çek Cumhuriyet'inden 3 kişilik grup gelecek ve bu benim için  ilk couchsurfing deneyimim olacaktı. Bir dahaki yazımda bu ilk deneyimden bahsedicem. Couchsurfingle ilgilenen arkadaşlar içinde kendi profilimin adresinden bana ulaşabilirler...

CouchSurfing Profilim İçin TIKLAYIN !

KIKI